Almanya’yı ikiye bölen tartışma: Elektrik fiyatları

Almanya’da büyük aboneler için elektrik fiyatlarının ülke genelinde aynı olmasını sağlayan sistem tartışma yaratıyor. Birçok uzman, “elektrik fiyat bölgesi” olarak adlandırılan bu sistemin sorunlu olduğu görüşünde. Bu nedenle de elektrik fiyatlarının arz ve talebe göre belirlenmesini talep ediyorlar.
Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üreten ülkenin kuzeyindeki eyaletlerde arz, talebin üzerinde olduğundan, bu bölgelerdeki elektrik fiyatlarının düşmesi isteniyor. Buna karşılık, sanayi ağırlıklı diğer eyaletlerde talep, arzın üzerinde olduğundan, bu bölgelerde ise elektrik fiyatlarının artması öneriliyor.
Bu gerçekleşirse, elektrik fiyatlarının her yerde aynı olduğu sistemin sonunu getirecek. Sistem ya tamamen kaldırılacak ya da elektrik fiyatlarının bölgelere göre farklılık gösterdiği yeni bir uygulamaya geçilecek. Ancak Almanya’da elektrik dağıtım şirketleri ve Federal Enerji ve Su Ekonomisi Birliği (BDEW) gibi sektörde etkili olan aktörler mevcut sistemden vazgeçilmemesi gerektiğini savunuyor.
Enerji fiyatlarının konjonktürü frenleme riski
Alman sanayi temsilcileri, ülkedeki yüksek elektrik fiyatlarının zayıf ekonomiyi baltalama tehlikesi oluşturduğunu belirterek, sorunun mümkün olduğunca çabuk çözülmesi gerektiğini dile getiriyor. Çelik sektörü buna bir örnek olarak gösteriliyor. Berlin’de bulunan merkezli Çelik Ekonomik Birliği’ne göre, bu yılın ilk altı ayında ülke içinde ham çelik üretimi yaklaşık yüzde 12 düşüşle 17,1 milyon tona geriledi.
Birliğin Genel Müdürü Kerstin Maria Rippel dpa haber ajansına yaptığı açıklamada “Sektörümüzde üretimde yaşanan düşüş, Almanya’nın sanayi merkezi olarak ne kadar dramatik bir durumda olduğunu gösteriyor. Çelik endüstrisi gibi enerji tüketimi yoğun sektörlerde uluslararası rekabet gücü ve uzun vadede güvenilir bir elektrik fiyatı sağlamak için siyasi olarak gereken her şey yapılmalı” diye konuştu.
Kim ne kadar ödeyecek?
Avrupa Komisyonu sanayi için elektrik fiyatlarını düşürmek için Almanya ve Lüksemburg’da geçerli elektrik fiyat bölgesinin kaldırılması gerektiği görüşünde. Almanya’nın kuzey eyaletlerinden Hamburg’un Sosyal Demokrat Partili (SPD) Başbakanı Peter Tschentscher, Schleswig-Holstein’in Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) partili Başbakanı Daniel Günther ile Bremen ve Brandenburg’un SPD’li eyalet başbakanları Andreas Bovenschulte ve Dietmar Woidke iki hafta önce Handelsblatt gazetesine verdikleri söyleşide aynı görüşü dile getirdi.
Böylelikle Hristiyan Birlik (CDU/CSU) ile SPD’den oluşan koalisyon hükümetinde yeni bir çatışma konusu ortaya çıkmış gibi görünüyor. Buna göre, Kuzey Almanya’da elektrik fiyatları düşecek, güneydeki Bavyera’da ise daha yüksek bir fiyat mı ödenecek? Sadece Bavyera eyaletinde örgütlü olan CDU’nun kardeş partisi, hükümet ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) için ise bu kesinlikle kabul edilemez bir durum. Zaten Alman Ekonomi Bakanlığı’ndan yapılan açıklama da bunu destekler nitelikte oldu. Bakanlık açıklamasında “Koalisyon anlaşmasında da belirtildiği gibi, federal hükümet tek tip Alman elektrik fiyatı bölgesi uygulamasına devam edilmesini planlıyor” ifadesi yer aldı.
BDEW’ye göre de bu doğru bir yaklaşım. DW’ye konuşan BDEW Sözcüsü Katja Sandscheper, AB düzenleme kurumu Acer’in yaptırdığı bir araştırmaya atıfta bulunarak, “Almanya’da elektrik fiyat bölgesinin bölünmesi fikrinin ekonomik açıdan ikna edici olmadığını” belirtiyor.
Daha fazla tüketen daha fazla mı ödemeli?
Ancak bazı uzmanlar, Alman elektrik piyasasındaki karmaşık durumun fiyatlandırmada da yansıtılması gerektiğini düşünüyor. Kuzey Almanya’da çoğunlukla rüzgar enerjisinden üretilen elektrik, bu elektriğin üretilmediği ancak daha fazla tüketildiği Güney ve Batı Almanya’da olduğu kadar pahalı.
Şebeke kapasitesi henüz yetersiz olduğu için güneye yeterli miktarda elektrik aktarılamadığı sürece, buradaki büyük müşteriler ya elektrik tasarrufu yapmak zorunda kalacak -ki bu ekonomik nedenlerden dolayı mümkün değil- ya da temiz enerji için daha yüksek bir fiyat ödeyecekler. Bu durum “şebekelerin fiziki imkânları” daha yüksek miktarda elektrik aktarımını mümkün kılana ya da kendileri yeterli miktarda yeşil elektrik üretmeye başlayana kadar devam edecek.
Berlin’deki Hertie School’da enerji politikası profesörü olan Leon Hirth DW’ye yaptığı açıklamada bu nedenle, Almanya’nın her bölgesinde aynı elektrik fiyatlarının uygulandığı sistemin pek de yararlı olmadığını belirtiyor. “Almanya genelinde tek tip elektrik fiyatı nedeniyle, sıklıkla şebekenin fiziki özellikleri açısından mümkün olmayan ve ekonomik açıdan mantıksız kararlar alınıyor” diyen Hirth, elektrik piyasasında bölgesel fiyat uygulamasıyla, elektrik şebekesinin dinamiklerinin fiyatlara yansıtılabileceğini ifade ediyor.
Bochum’daki Ruhr Üniversitesi Çevre ve Kaynak Ekonomisi Kürsüsü Başkanı Andreas Löschel de bu görüşe katılıyor. DW’ye yaptığı yazılı değerlendirmede Löschel şöyle diyor: “Son yıllarda elektrik piyasasında arz ve talep coğrafi olarak giderek birbirinden uzaklaştı. Fiziki koşullar ve ekonomi birbiriyle uyuşmuyor. Bu nedenle yerel fiyatlar ve bölgesel fiyat eşitsizlikleri gerçekten mantıklı.”
Bu yönde düşünen bir başka uzman da düşünce kuruluşu Enerji ve İklim Politikası ve İnovasyon Konseyi (Epico) üyesi Bernd Weber. “Yenilenebilir enerji üretiminin şebekenin genişletilmesine göre daha hızlı arttığını” belirten Weber, “Üretim kapasiteleri ve şebeke altyapısı açısından bölgesel farklılıkları daha iyi yansıtmaları nedeniyle daha küçük fiyat bölgeleri ekonomik açıdan daha verimli olur. Örneğin İskandinavya’da bu konuda olumlu deneyimler mevcut” diyor.
Ekonomiyi nasıl etkiler?
Weber’e göre, mevcut sistemin kaldırılarak elektrik fiyatlarının bölgelere göre düzenlenmesi “piyasa ekonomisi bağlamında avantaj” sağlayacak ve böylelikle bölgesel farklılıklar yansıtılabilecek ve “teşviklerle yatırımlar daha verimli bir şekilde yönetilebilecek.” Enerjinin yüksek fiyatlı olduğu bölgelerdeki şirketler için bunun dezavantajları da olacağını kaydeden Weber, dağıtım sorunlarını adil bir şekilde çözmenin ise siyasi bir görev olduğunu belirtiyor.
Enerji ve Su Ekonomisi Birliği ise bu konuda farklı bir görüşü savunarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Fiyatların bölgelere göre belirlenmesi yıllar sürer. Bu uzun geçiş dönemi, planlamada büyük bir belirsizliğe yol açar. Sonuç olarak yatırım kararları ertelenebilir ve hatta tamamen yeniden gözden geçirilebilir ki bu, Almanya’nın iklim nötrlüğüne geçiş sürecinde göze alamayacağı bir risk.”
Bundan sonra ne olacak?
Epico’dan Bernd Weber, elektrik fiyatlarına ilişkin tartışmanın “aşırı derecede siyasallaştırıldığını ve genellikle kısa vadeli düşünüldüğünü” belirterek, elektrik fiyatlarının bölgelere göre belirlenmesi siyasi olarak hayata geçirilemediği takdirde yapısal sorunların devam edeceği ve hatta kötüleşebileceği uyarısında bulunuyor.
Leon Hirth de bu konuda görüşünü net bir şekilde dile getiriyor: “Almanya’nın iddialı ekonomik ve iklim politikası hedeflerine ulaşabilmesi için, fiziki koşullar ve ekonomik gerçekliği yansıtan bir elektrik piyasası tasarımına ihtiyaç var. Buna elektrik piyasasında yerel fiyatlar da dahil.”
Ancak BDEW bu görüşe karşı çıkıyor. Sözcü Sandscheper,”Yenilenebilir enerjilerin ve elektrik şebekesinin genişletilmesini uyumlu hale getirmek” ve bu süreçte “sistem entegrasyonunun getirisi ve maliyetlerine daha fazla odaklanmak” gerektiğini savunuyor. Sandscheper, BDEW’nin “tek tip bir elektrik fiyat bölgesine bağlı kalacağını” da sözlerine ekliyor.








